Söke gibi tarihi, kültürel ve tarımsal zenginlikleriyle övünen bir ilçede, her geçen gün artan çevresel tehditler karşısında sessiz kalmak artık mümkün değil. Bugün sizlerle paylaşmak istediğim konu, ilçemizde uzun zamandır konuşulan ama çoğu zaman göz ardı edilen bir gerçek: Batısöke Çimento Fabrikası ve Organize Sanayi Bölgesi’ndeki bazı sanayi kuruluşlarının yarattığı hava ve çevre kirliliği.
Batısöke Çimento Fabrikası, kurulduğu günden bu yana bölge ekonomisine ve istihdama katkı sağladığı gerekçesiyle hep korundu. Ancak artık şu soruyu sormanın zamanı geldi: Bu katkının bedeli ne kadar ağır?
Fabrikanın bacasından çıkan toz, partikül ve gazlar, sadece gökyüzüne karışmıyor; her gün ciğerlerimize doluyor. Özellikle rüzgârın etkisiyle fabrika çevresindeki mahallelerde yaşayan yurttaşlarımız, bu havayı solumak zorunda kalıyor. Sadece fabrika çevresindeki değil, tüm ilçe geneline yayılan bu kirlilik, insan sağlığını doğrudan tehdit ediyor.
Bağımsız çevre ölçüm raporlarına göre, bu tür ağır sanayi tesislerinden çıkan tozlar içinde silika, ağır metaller ve azot oksitler gibi sağlığa zararlı maddeler yer alıyor. Bu maddeler uzun vadede astım, KOAH, akciğer kanseri ve kalp hastalıkları gibi ciddi sağlık sorunlarına neden oluyor. Söke Devlet Hastanesi’nde son yıllarda artan solunum yolu hastalıklarının ve çocuklarda alerjik rahatsızlıkların birçoğu tesadüf değildir.
Organize Sanayi Bölgesi (OSB), Söke için büyük bir umut olarak başladı. Yatırım, istihdam ve kalkınma hedefleriyle kurulan bu bölgedeki bazı fabrikalar ne yazık ki çevre mevzuatına yeterince uymuyor. Yetersiz filtreleme sistemleri, kaçak atık deşarjları ve gece saatlerinde yapılan izinsiz boşaltımlar artık sır olmaktan çıktı.
Söke OSB çevresinde yaşayan vatandaşlarımızın sık sık şikâyet ettiği kötü kokular, sabah saatlerinde gözle görülebilen sis tabakaları ve tarım arazilerine inen is parçacıkları, bu durumun açık göstergesidir. Gündüz yapılan denetimlerin dışında, gece ve hafta sonlarında yapılan üretimlerde emisyonların arttığı ve denetimsiz bırakıldığı da iddialar arasında.
Unutmamalıyız ki fabrika bacasından çıkan sadece duman değil; o dumanla birlikte çocuklarımızın geleceği de kararıyor.
Söke gibi tarıma dayalı bir ekonomide, çevre kirliliği sadece havayı değil, toprağı ve suyu da tehdit ediyor. OSB’deki bazı sanayi kuruluşlarının arıtmasız ya da yetersiz arıtılmış atık suları, yer altı sularına ve çevredeki dere yataklarına karışıyor. Bu suların kullanıldığı tarlalarda yetişen ürünler hem ekonomik değerini yitiriyor hem de sofralarımıza zehir taşıyor.
Ayrıca hayvanların içtiği su ve soluduğu hava da dolaylı olarak hayvancılığı etkiliyor. Et ve süt üretiminde verim düşüyor, hastalık oranı artıyor. Kısacası sorun sadece insan sağlığı değil; bir bütün olarak Söke’nin geleceği risk altında.
Buradan hem yerel yönetimlere hem de ilgili çevre kurumlarına açık bir çağrı yapmak istiyorum:
Batısöke Çimento Fabrikası’nın ve OSB’deki tüm sanayi kuruluşlarının emisyon değerleri düzenli ve şeffaf şekilde ölçülmeli, kamuoyuyla paylaşılmalıdır.
Filtre sistemleri sıkı şekilde denetlenmeli, arızalı veya çalıştırılmayan sistemler için ağır yaptırımlar uygulanmalıdır.
Gece yapılan kaçak boşaltımlar için bağımsız gözlem ekipleri oluşturulmalı, çevreye zarar veren her sanayi kuruluşu kamuoyuna açıklanmalıdır.
Vatandaşların çevre şikayetlerini anında iletebilecekleri bir platform kurulmalı, bu şikayetler doğrudan valilik ve belediye tarafından izlenmelidir.
Elbette ki sanayiye karşı değiliz. Ancak büyüme pahasına yaşamdan ödün vermek, ilerleme değildir. İlçemizin ekonomik kalkınması çevreyi ve insanı yok ederek değil, onları koruyarak gerçekleşmelidir.
Söke, sadece bugünün değil, yarının da evidir. Eğer bu topraklarda sağlıklı bir gelecek istiyorsak, bugün yaşadığımız kirliliğe karşı ortak bir ses olmalıyız.
Söke’nin havası, suyu, toprağı ve insanı için... Sessiz kalma, ses ol!
Ali Esmer